< Ana sayfa 15 Ekim 2016, Cumartesi

Bugünlere Ve Bu Akşama Dair Notlar...

Paylaş
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google+'ta paylaş Blogger'da paylaş E-posta ile paylaş

Bugünlere ve bu akşama dair notlar...


Bugünlerde hatta bu yılın başından bu yana herkesin hayatında farklı alanlarda ve değişik boyutlarda bir şeyler değişiyor ya da değişmek zorunda kalıyor. Etrafımızda pek çok olay ve hikayeye şahitlik ediyoruz ve tabi ki pek çoğumuz da buna benzer değişim hikayelerinin tam ortasında yer alıyor son zamanlarda.

Taşların yerinden oynadığı ve yeni yerlerini bulmakta zorlandığımız bir puzzle içindeyiz adeta son zamanlarda. “Çarpık bir düzendi ama hiç yoktan iyiydi” diyerek eskiye dönme arzusunda olanlar için de artık yollar kapalı. Yani hiçbir şey eskisi gibi olamıyor. Yani artık direnen daha çok hırpalanıyor. 

Bu süreçte sınav verilen konular hep değişken aslında.
Kimi bir şeyleri bırakamamakla alakalı bir zorlanma yaşıyor, kimi ise elde ettiklerini elinde tutamamanın sonuçlarıyla yüzleşiyor. 
Kimi güven ihtiyacı uğruna atamadığı adımların derdinde, kimi hiç düşünmeden attığı adımların ona hiçbir güvence sağlamadığını görmeye çalışıyor. 
Öyle ya da böyle dalgalanan deniz durulacak. Çıkan fırtına şiddetini kaybedecek. Elimizde ne var, ne kaldı ondan sonra ortaya çıkacak aslında. 

VELHASIL, BAZI ŞEYLERİ İSTESEK DE İSTEMESEK DE DEĞİŞTİRMEK ZORUNDA KALDIĞIMIZ, BİZİM DIŞIMIZDA OLAN BAZI DEĞİŞİMLERE İSTESEK DE İSTEMESEK DE UYUM SAĞLAMAK DURUMUNDA OLDUĞUMUZ GÜNLERDEN GEÇİYORUZ.

Bir şeyler bizim planladığımızım tersine ilerliyor. 
Bütün senaryoyu üzerine kurguladığımız şeyler bizi yarı yolda bırakıyor.
Sıkı sıkıya elimizde tuttuğumuz kalıplar kırılıyor.
Sırf hareket ve özgürlük ihtiyacımızı karşılamak adına verdiğimiz kararlar dengelerimizi sarsıyor.
Heyecanına, coşkusuna kendimizi kaptırdığımız aksiyon sahneleri ilk adımın ardından monoton bir şekle bürünüyor belki de.

Çektikçe incelip yıpranan ancak kopmayan ipler ve aslında gerçekten de kopmaması gerekenler;
kökten değişmesi gerekenler ve köklenmemizi sağlayan temel taşlar birbirine karışmış durumda.
Zor bela yıkmaya cesaret gösterdiğimiz kalıpların belki de değişmediğini görüyoruz.

Hafta başında da söylediğim gibi bu aslında biz maçı kaybettik anlamına gelmiyor. 
BELKİ HAYAT BİZE RAĞMEN İŞLERİ YOLUNA KOYMAYA ÇALIŞIYORDUR…

Kısacası pek çok açıdan yılın başlarında belki de devamında yaşanan bir takım gelişmeler eşliğinde yaptığımız ve en ince detayına kadar hesapladığımız planlar açısından, evdeki hesaplar çarşıya uymuyor ne yazık ki…

HAYATIMIZA GİRENLER VE ÇIKANLAR, YENİ HEDEFLER, ESKİ HEDEFLERDEKİ YOL AYRIMLARI, ODAKLANDIĞIMIZ HER NE VARSA ONU DEĞİŞTİRME İSTEĞİ YA DA ZORUNLULUĞU V.B. ŞEYLER GÜNDEMİN İÇİNDE YER ALIYOR. 

Bu etkiler altındayken stresin ve gerginliğin artmış olması çok normal tabi ki… Doğal olarak da eğilim; dürtüsel, tepkisel, sivri ve yıpratıcı nitelikteki hal ve hareketlere doğru kayıyor. 

Yırtarcasına, koparırcasına yapılan hamlelerden, çıkışlardan, ani ve üzerinde hiç düşünülmemiş kararlardan, tamamen boşlukta olmanıza vesile olacak adımlardan kaçınmakta tabi ki fayda var. 
Bizim için kalıcı ve kalıcı olmasını istediğimiz şeyleri geri dönüşümsüz şekilde yıpratmamak, sadece bozuk olanı düzeltmeye ve düzgün şeyler yaratmaya gayret etmek önemli…

DENGEDE KALMAK ANA AMAÇ OLMALI DİYELİM. 
DIŞ TESİRLER BU OLMASIN DİYE ELİNDEN KALANI ARDINA KOYMAYACAK OLSA DA…

Bu günlerde bizim dışımızda ya da bizim tetiklememiz ile yaşanan olayların üzerimizdeki tesiri farklı şekillerde ortaya çıkabilir.

İçimizdeki gücü ve potansiyel taraflarımızı keşfedebiliriz, ya da bu gücün ya da gördüklerimizin altında ezilebiliriz… 
Bir türlü güçlü duramadığımız, net olamadığımız, güven ve istikrar sağlayamadığımız, yumuşak karnımız olan noktaların farkına varma şansı bulabiliriz. 

Farkımızı ortaya koyacak biçimde yaratıcılığımızı aktive edebiliriz. 

Yaratıcılığımızı, işimizi, gücümüzü, iş yapış biçimimizi, mesleki duruşumuzu, hedeflerimizi, ilişkilerimizi, ilişkilerdeki tavrımızı, değer verdiğimiz şeyleri, değer ölçümüzü, düşünce yapımızı, inandığımız ve belki de hayatımıza dayanak yaptığımız temelleri farklı bir noktaya taşıyacak farkındalıklar elde edilebilir ve de ihtiyaç duyulan değişim tetiklenebilir. 
Yaşamımızda kalıcı olan, olmazsa olmaz dediğimiz şeylerin sorgulanması ve bunun eşliğinde “neden olmasın” ile başlayan yeni idealler şekillenmeye başlayabilir.
Değişimin kendisi hemen yaratılamasa da, tohumları atılabilir. 
Gelecek planları yeniden şekillenebilir. 
Hayatımızda öncelik ve önem sıralamasında ön sıralarda yer alan şeyler liderlik koltuğunu bir başkasına kaptırabilir. 
Top 10 alt üst olabilir. 

Bu kadar yazdık çizdik çoook uzun zamandır da her önemli ve/veya stresli gökyüzü olayın da bir vesile ile tekrarladım.
 
Bu zamanlarda,

Olayları değerlendirmek adına mantık ve akıl süzgecini kullanmak çok kıymetli,
Esnekliğin çok yol aldıracağını bilmek önemli.
Direncin her şeyi zora sokacağını kabullenmek de öyle…
“Olması gereken oluyor, huzurdayım, dengede ve akıştayım diyebilmek ne güzel olur.  

BU AKŞAMIN DOLUNAY ÖNCESİ ETKİLERİNİ DÜŞÜNÜRSEK, günün genelini ve de özellikle akşam saatlerinizi, negatif enerjinizi boşaltacak aktivitelere ayırmanızı öneririm. Ruhsal çalışmalar hem bireysel hem de topluluk halinde yapıldığında fayda sağlayacaktır. 
İmkanınız varsa bir miktar kendinizle baş başa kalın…
Arınmalara niyet etmek çok önemli… Toksinlerden ne kadar arınmışsak iyileşme ve zindelik hali de o kadar kolay elde edilecek. 

Fiziksel olarak da buna niyet etmeliyiz, ruhsal seviyede de… Sindirimi zor ve yorucu gıdalardan uzak durmak, mümkün olduğunca taze meyve ve sularıyla beslenmek faydalı olabilir. 

Ruhsal anlamda da arınmak ve fazlalıklardan kurtulmak şart. 

Bu kez arınmaya niyet edeceğimiz konular daha çok EGOSAL BOYUTTA VE HIRSLARIMIZLA ALAKALI şeylerde olabilir. 

Negatif olan bir şeyi üzerinizde tutmamaya gayret edin.  
Kimseyle aranızda negatif bir bağ olmamasına özen gösterin. 
Eski negatifleri şifalandırmak ve yeni negatif bağlar oluşturmamak önemli. 

Eğer yaşadığınız çekişmeli bir durum söz konusuysa, “Bu içinde bulunduğum durumda benim rolüm ne olabilir acaba? Hangi davranışım buna neden oldu, çanak tuttu, fitili ateşledi” diye sorun kendinize? 

“Karşımdakinin gözünden de olaya bakabilseydim”, “bu kadar ısrar etmesiydim” acaba nasıl gelişirdi olaylar diye düşünün? 

“Acaba genel olarak ödün vermem gereken yerlerde ya da tam tersi hiç ödün vermemem gereken noktalarda dengeli davranıyor muyum” diye sorun… 

“Paylaştığımız yaşamların kesişen ve tam tersi bize ait kalması gereken alanlarını ayırt edebiliyor muyum?” diye düşünün

“Paylaşmadığım, taviz vermediğim şeyler acaba diğer insanların dahil olması ile çok daha fazla büyüyüp gelişebilir miydi?” Diye ekleyin…  

Düşünmek, fark etmek, büyümek, gelişmek ve negatiften arınmak için fırsat yaratabilmenizi dilerim bu akşam için…

Dr.Samiye Özbaş Soysal

Arama kutusu


AstroKarmik

Dr.Samiye Özbaş Soysal
Dr.Samiye Özbaş Soysal

Hakkımda Astrolojik Danışmanlık için İletişim
Beni sosyal medyada Facebook ve Twitter’dan da takip edebilirsiniz.
Haftanın gökyüzü olayları

Regresyon için...

Canan Soysal

0551907 20 72

 

 
Ayın sözü
Herkesin evrensel sevginin "bir başka" parçasını oluşturduğunu ve ancak bir arada ve dengede kalabilmişsek o sevginin "gerçeğe" dönüştüğünü gördükçe büyüyoruz... Samiye Özbaş Soysal
 
Öneri kitap
Ruhsal Büyüme

Bu kitap, kim olduğunuz, neden burada bulunduğunuz, buraya ne yapmaya geldiğiniz hakkında çok şey bilmeyi isteyenlere ruhsal büyüme yolunda bir sonraki adımı sunmaktadır. 

SANAYA ROMAN

 
Günün Melek Kartı
Numeroloji